GÖRÜLEBİLECEK YERLER

Ankara’da Nereleri Gezmelisiniz?

Ankara’ya gidip gezilecek yerleri gezmeden dönerseniz yazık edersiniz. Oldukça fazla gezilecek ve görülecek yere sahip olan başkentimize gidenler şimdiden listesini hazırlamalılar. Ankara’ya gitmeden önce nereleri gezip nereleri göreceğinin listesini yaparak Ankara’ya gidince rahat eder. Evleri, camiileri, kaleleri, Ankara’ya özgü semboller ve daha neler neler…

Çok eskiye dayanan tarihinde yerleşim olarak kullanmaya başlayan Hititlerdir. Hitit İmparatorluğunun yıkılmasından sonra M.Ö. 8. yüzyılda Anadolu’ya hakim olan Frigyalılar, Ankara’yı da toprakları arasına katmıştır. Frigya Kralı Gordius’un oğlu Midas, bölgeyi genişletmiştir. Avrupa ve Asya arasında göç, ticaret ve fetih yolları üzerinde bulunan Ankara’yı, Lidyalılar, Persler, Galatlar, Bergamalılar, Makedonyalılar ve Romalılar ele geçirmeye çalışmışlardır. 189 yılında Roma idaresinde bulunan Ankara, 395 yılında Roma’nın ikiye bölünmesi ile Bizans payına düşmüştür. İslam ordusu 684 yılında Ankara’yı ele geçirmiştir. 

İşte Ankara’nın Gezilecek ve Görülecek Yerleri

 
 

Ankara Hacı Bayram Veli Camii

Ankara’nın Ulus semtinde Augustus Tapınağı’nın bitişiğindedir. İlk yapılış tarihi 831 H. (1427/28) olan cami bugünkü haliyle 17. ve 18. asır camilerinin karakterlerini taşır. Cami uzunlamasına dikdörtgen bir plana sahiptir. Kuzeyde ve batıdaki son cemaat yeri sonradan ilave edilmiştir. Türbenin güneydoğu duvarında kare planlı taş kaideli, silindirik tuğla gövdeli ve iki şerefeli minare bulunmaktadır. Caminin son cemaat yerinin güneye bakan çıkıntı duvarında sülüsle yazılmış kelime-i tevhid mevcuttur. Tek sahınlı iç mekân ahşap tavan ile örtülüdür. Tavanın ortasındaki altıgen biçimli büyük rozet altı sıra çiçekli bordürle çevrelenmiştir. Aynı rozet daha küçük ölçüde kadınlar mahfilinin batısındaki ek mekân tavanının ortasındaki dikdörtgen panoda da yer alır. Caminin iç mekân tavanındaki pervazlarda çiçek desenleri yer almaktadır. Kadınlar mahfilinde de aynı tip pervazlar kullanılmıştır. Caminin alt pencereleri dikdörtgen biçimindedir ve demir parmaklıklıdır.

 

Ankara Cumhuriyet Müzesi

Ankara-Cumhuriyet Müzesi, Ulus’ta Cumhuriyet döneminin ilk Büyük Millet Meclisi binasında 30 Ekim 1981 günü törenle ziyarete açılmıştır. Ankara-Ulus Meydanında şimdi Kurtuluş Savaşı Müzesi olan ilk Büyük Millet Meclisi ihtiyaca yeter olmadığı için, 1923 yılında yeni bir Meclis binasını yapımına başlanmıştır. Mimar Vedat (Tek)in eseri olan Büyük Millet Meclisi kısa sürede tamamlanarak 17 Ekim 1925 tarihinde hizmete girmiştir. Cumhuriyet Dönemi’nin ilk Büyük Millet Meclisi olan binanın ortasında geniş bir Genel Kurul Salonu vardır. Salonu çevrine koridorlara odalar açılmaktadır. Salonu çevrine koridorlara odalar, açılmaktadır. Büyük Salonun tavan ve duvarları kalem işi Türk desenleri ile süslüdür.

 

Ankara Gölbaşı

Gölbaşı ve çevresinin özellikle Tunç Devrinde yerleşim alanı olmaya başladığı, Hititler, Frigler, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Anadolu Selçuklu ve Osmanlılar döneminde de bu özelliğini devam ettirdiği Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce Gölbaşı çevresinin çeşitli bölgelerinde yapılan kazı çalışmaları, inceleme ve araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır. Gölbaşı’nın ilçe olması ise çok eskilere dayanmaz.Gölbaşı daha önce Örencik Köyüne bağlı Gölhanı adı ile anılan bir mahalle iken 1923 yılında, buraya Oğulbey Köyündeki Bucak Müdürlüğü ile Jandarma Karakolunun taşınması ile Gölbaşı Nahiyesi adını aldı.

 

Tuz Gölü

Ankara’nın güneydoğusundaki Şereflikoçhisar’a yaklaşırken, batıya doğru parlayan ışık size Tuz Gölü’nün yaklaştığını bildirir. Tuz kristallerinin şiddetli beyazlığı ve parıltısı aldatıcı bir biçimde kar ve buz görüntüsünde. Tuz Gölü, Melendiz ırmağı, pek çok küçük akıntı ve yeraltı tuzlu su kaynaklarıyla besleniyor. Tuz Gölü, 1500 kilometrekarelik alanıyla Van Gölü’nden sonra Türkiye’nin ikinci büyük gölü. Göl çevresinde ülkenin değişik kısımlarından gelen insanların kurduğu pek çok yeni köy var. Gerçekten de tuzun berrak göl suyu altında gümüş gibi pırıldayan garip manzarasını görmek için gelmeye değer. Turist kafileleri göl kıyısında durduğu zaman hiç kimse tuzlu zeminde dolaşmaya dayanamaz. Eteklerine ve pantolonlarına sıçrayan suları hiçe sayarak bu doğaüstü beyaz dünyanın içinde yürüme hissinin tadını çıkarırlar. Ve sıçrayan sular kuruduğu zaman, geriye Tuz Gölü’nün kalıntısı olarak ince bir tuz tabakası kalır.